15 Ekim 2010 Cuma

BİTMİŞ!

Gönderen Lavinya Öz.




(Dimdik duracağım karşında. Aynı böyle. Gözlerim göz hizanda, öylece tepkisiz)

İnsanlar çarparken bana sağdan solan bir telaş içinde ve şemsiyelerinin sivri uçlarını gözümün içine içine sokmak ister gibi kaçışırken yağmurdan; ben, zaten dengesini yitirmeye müsait bir siluet… Dümdüz gitmeye çalışacağım hiç telaşsız.

(Ne dersen de! Umurumda olmayacak. Karşılık bile vermeyeceğim sana, öylece suskun)

Yağmur en iyi bahanedir ağlamak için ve sen…Evet, sen; “SEN” olalı içimde, küçüldü dıştan içe bu “BEN”.
Dar sokakları böylesi sevişim belki de bu yüzden.Dar sokaklarda ne de büyürüm, bir bilsen.
Yağmur benim için yağıyor bugün ben ise senin için dökülüyorum kelimelerimden.

(Arkamı döneceğim sana, hiç ama hiç ardıma bakmadan ilerleyeceğim kendi yolumda, öylece bırakacağım seni oracıkta bensiz)

İşte orada!

(Islak bir adam, bakışları tedirgin ve bakışları sadece A planlı. “B planı olmayan ıslak bir adam” olarak kalacaksın hafızamda. Hiç silinmemek üzere)

“Şimdi yüz yüzeyiz ne söyleyeceksen söyle!” dedim… ama… İÇİMDEN.
Ağladın mı sen? Diyorsun.Dalga mı geçiyorsun? Ne önemi var ki, ezmek mi istiyorsun?
Gülüyorum yarımağız. Çekiyorum bakışlarımı sığa.Çenemden tutup yüzümü yüzüne kaldırıp tekrar ediyorsun:
“Ağladın mı sen?” (Yüzsüzlüğün bu kadarı)
“ Ne ağlaması? Tek perdelik komedi. Gülmekten gözlerimden yaş geldi” diyorum kahkahalar içinde.
İnanmıyorsun…
Bir de üstüne üstlük; o hayran olduğum parmaklarınla gözyaşlarımı silmeye yelteniyorsun. Kaşlarımı şimşek gibi çakıp gözlerinde.
“Bu ne cüret!” diyorum… ama… İÇİMDEN.
Çok zor bir adım atıyorum senden geriye.“Bitti” diyorum tek hamlede.

BİTTİ!

( O ana kadar hiç haberim yoktu benim, böyle bir şey söyleyeceğimden)

“Bitti mi dedim ben” diyorum… ama… İÇİMDEN.

İlk kez senden önce nokta koyuyorum bir cümleye.İlk kez tüm virgülleri düşüyor paragraflarımın.İlk kez sana dair tüm betimlemelerin beti benzi atıyor.İlk kez sıfatlarım tamlanamaz bir hale giriyor.
Ve İlk kez yaşıyorum, sana karşı bir ünlemi kullanmanın heyecanını.

“Bitti” dedim inanabiliyor musun bana?
“Bitti” dedim… Senden önce… 
Hatta benden önce söyledim.

BİTTİ!

Dönüp ardıma, geldiğim yola doğru yürüyorum, parmak(lık)larını ruhumdan sıyırmış. Yürüyorum kendi adımlarımla. Senden önce…
Ve seni bırakıveriyorum oracıkta öylece bensiz…




(Biri bana mı sesleniyor? Dönüp baksam… Gülüp geçsem… Koşup sarsam… Ve ne olur... Bu sahneye yeniden başlasam …)

Kapanmış mı perden?

BİTMİŞ!

(Peki, bu gülümsemem neden?)



Saygılarımla
Lavinya Öz.


(NOT: Eski bir yazım arkadaşlar... Af buyrunuz bu sayıya yoğunluktan yeni birşeyler yazamadım ve resim; Caner ile ortak bir çalışmamızdan alıntıdır :))

6 yorum:

beyaz kardelen dedi ki...

Okurken yaşamış gibi olduğum yazılarınzdan birisi daha...

Ne diyebilirim, anlatmak basitleştirir bazen. Hissetmekle kalayım en iyisi. ;)

Eskileri de çok güzel ama, yenileri de gelse keşke. ;)

Sevgilerimle ! :)

tuğba dedi ki...

yine herzaman ki gibi çok güzeldi.insan okurken sanki kendini yaşıyor.resimle daha bi güzel olmuş.eline sağlık.

Lavinya Öz. dedi ki...

Beyaz kardelen teşekkür ederim beğenin için, inşallah yakında yenileri de gelir fakat bu ara başka projeler var o yüzden gecikecek deneme ve şiirler :(

Tuğba, tubişim :) öperim yanaklarından. Herkese selam...

düş... dedi ki...

Yağmur en iyi bahanedir ağlamak için ve sen…Evet, sen; “SEN” olalı içimde, küçüldü dıştan içe bu “BEN”.


"İlk kez senden önce nokta koyuyorum bir cümleye.İlk kez tüm virgülleri düşüyor paragraflarımın.İlk kez sana dair tüm betimlemelerin beti benzi atıyor"

"Dönüp ardıma, geldiğim yola doğru yürüyorum, parmak(lık)larını ruhumdan sıyırmış. Yürüyorum kendi adımlarımla. Senden önce…"


Yazıyı okurken yağmur mu düştü avuçlarıma ne...Emeğine sağlık Lavinyam. Nasıl iç sızlatan bir bitiş hikayesi bu.

suskun_geveze ( Düşbaz ) dedi ki...

Belki dün kapanır
Belki gün kararır
Belki güz aranır
Belki gül sararır
Ama yüreğe aşk dolanır
Belki düşer belki yollanır
O gün deneme ölemezsin
Ne Azrail ister canı nede yel
O gün deneme yaşayamazsın
Ne hayat barındırır nede ölüm…
En güçlü anında yenilmiş gladyatörün
Yürek yakan o şaşkınlığı olur gözlerinde
O günlerde yükünü rüzgâra yükleyip
Hadi es bildiğin gibi diyemezsin mesela…
O günlerde zamanın peşine düşemezsin
Yakalar akrebi Aşil misali topuğundan
Gözlerin boşlukta asılı kalır öylece
Çırpınma sürükler seni peşinden…
Kalemine darağacı kurarsın satırlarında
Celladı olur bir sonraki nokta bilemez
Düşlerine uçurum inşa edersin gözlerinde
Bir sonraki düş bir öncekini iter o uçuruma…
Kimilerinin güçsüzleşip yenildiğini sandığın anlarda
Oysaki zaferini ilan edersin kimseler bilemez
Kimilerinin gülüşünün tükendiğini hissettiği anlarda
Oysaki daha da güçlü gülersin kimseler bilemez …
Ben bilirim gücünü de kazanacağın zaferleri de
Ben bilirim gülüşünü de onun sebep olacaklarını da…

Lavinya Öz. dedi ki...

Vallahi nefis yorumlar aldım...
Sağ olun! Var olun!

Suskun nefis yazmışsın... Yüreğine sağlık...

"Kalemine darağacı kurarsın satırlarında
Celladı olur bir sonraki nokta bilemez
Düşlerine uçurum inşa edersin gözlerinde
Bir sonraki düş bir öncekini iter o uçuruma…"

Çok hoş!