4 Nisan 2010 Pazar

Baskın

Gönderen halen

Bir anda kapı açılır ve yatak odasına bir kadın girerek çığlığı basar:
- Allah seni kahretsin. Bu ne hal, ha bu ne hal? Hemen bana cevap ver sen bana bunu nasıl yaparsın ha? Cevap ver dedim sana. Cevap veeeeeeeeeeeeeeeerrrrrr.
- (adam hiç istifini bozmadan) kapat kapat, hiç konuşacak durumda değilim.
- Sen ne biçim adamsın be? Bu ne hal dedim sana.
- Sen çık dışarıda bekle beni, geliyorum.
- Ha işimi bitireyim diyorsun yani.
- E yani. Zaten durum ortada. Bana beş dakika ver sonra konuşuruz.
- Allah senin belanı versin.
- Bela okuma kocaya bela okuma. Ne kadar ayıp.
- Bu yaptığın ayıp değil, benim söylediğim ayıp öyle mi? Pes
- Madem pes ettin çık dışarı.
- Ya Allah seni nasıl biliyorsa öyle yapsın.
- Rahat vermeyeceksin anlaşıldı. Hanımefendi sizi yalnız bırakacağım, kusura bakmayın. Karımla konuşup geleceğim.
- ……………..
- ……………..
- Hayatım abartıyorsun ama.
- Ben mi abartıyorum? Seni bizim evimizde başka bir kadınla basıyorum ve ben abartıyorum. Hem de bizim yatağımızda.
- Hayatım, yeni bir yatak ne kadar senin haberin var mı? Ben aile bütçemizi düşünüyorum.
- O kadın muhasebeci mi de onunla düşünüyorsun? Hem aynı yatakta hem de…. Ay konuşturma beni midem bulanıyor.
- Konuşma zaten bitanem sen beni dinle. Ben hem aile bütçemizi hem seni düşünüyorum. Sen şimdi soracaksın “nasıl?” diye.
- ……………
- ……………
- Off! Tamam. Nasıl?
- Hayatım ben seni tahmin edemeyeceğin kadar çok seviyorum.
- E seviyorsun da…
- Bir dakika hayatım, bir dakika. Ben seni çok seviyorum aşkım benim. Sen benim için çok önemlisin, çok değerlisin. Ama aynı zamanda ben senin için çok üzülüyorum. Çok çalışıyorsun, çok yoruluyorsun. Bütün gün evin içinde, bulaşık bir yandan, çamaşır bir yandan, yemek bir yandan, temizlik bir yandan, çocuk öte yandan, yok ütüydü, yok çocuğun yemeğiydi, kıldı tüydü derken sen bitiyorsun. Akşam yatağa nasıl yattığını ben biliyorum bitanem. Haksızsam “haksızsın” de.
- Haklısın da…
- Haklıyım ya. İşte o yüzden sırf seni daha fazla yormamak için sana yaklaşıyor muyum ne zamandır?
- Yok ama…
- Aması maması yok. Ben seni düşünüyorum. Senin iyiliğini düşünüyorum. Sen iyi olacaksın ki ben iyi olayım değimli ama. Hem çocuğumuz da iyi olsun, sağlıklı büyüsün. Her şey senin için. Hem ben neden bunu evde yapıyorum sence? Gidip bir otelde yapamaz mıydım?
- Y- yapardın
- Hah işte. Senin göreceğini bilmez olur muyum hiç? Ben burada yapıyorum ki senden gizlim saklım olmasın.
- A- Allah razı olsun. Ne diyeyim?
- Ha şöyle. Benim melek karım. Benim anlayışlı karıcığım.
(ding dong)
- Kim geldi şimdi?
- Polis geldi hayatım. …..buyurun memur bey.
- Polis niye geldi şimdi?
- Sen şirkette zimmetine para geçiriyordun ya kocacığım.
- Neler diyorsun hayatım?
- E bende senin iyiliğini düşünüyorum. Sen o kadar parayla kaçsan, kimse seni bulamasa, hakkında yakalama emri çıksa, sen firari olsan daha mı iyi olur? Yerin yurdun belli olmayacak, hem benden –çooook sevdiğin karıcığından- hem de çocuğundan ayrı kalacaksın. Benim gönlüm razı olur mu böyle bir şeye. Hem ben bunu gidip karakolda yapmaz mıydım sen söyle, neden evde yapıyorum? Çünkü senden gizlim saklım olmasın. Memur bey alın arkadaşı. Güle güle kocacııııııımm. Hiç merak etme içerde ki hanımefendiyle de şimdi ilgileneceğim.

4 yorum:

Lavinya Öz. dedi ki...

:D

Hay Allah müstehakını versin halen! :)))

ECE dedi ki...

süper...

Lavinya Öz. dedi ki...

arkadaşlar bilgisayar tamirde,yakında görüşürüz.

Lavinya Öz. dedi ki...

Halen, bana kendini anlatan bir mail gönder. Blogda yazanların tanıtımını yapacağım ;)