12 Eylül 2010 Pazar

SİZDEN GELENLER/ Sayı: 27

Gönderen Lavinya Öz.

KAN KOKUYOR ELLERİM
Kan kokuyor ellerim
Herkese gülen yüzüm,  
Gözlerimin nefretini seviyor artık. 
Sözlerimse daha da acı 
Umutla beklenen günlerde.  
Ve boğazıma sarılıyor  
Ayrılık şafaklarında ellerim.  
Kanlar hücum ediyor her zerreme.  
Bu yüzdendir ki,  
Kan kokuyor ellerim. 
Kinim büyüyor.  
Kış geceleri daha sevimli geliyor gözüme.  
Her ne kadar sevmesem de ,  
Kuru yaprak sesini.  
Buz hissini dindirmek için  
Ellerimi kaldırıyorum havaya.  
Soğuk gecenin ıssız sessizliği,  
Kan kokularımla bölünüyor.  
Kan kokuyor ellerim.  

Ey sen...Ve sen.  
Sadece gecenin sessizliğini seviyorum ben.  
Senin değil.  
Ve artık seni değil.  
Geride bıraktığın ben ne yapıyor biliyor musun ?  
Bıraktığın ceset kan kokuyor.  
Ellerim kan kokuyor.  
Kağıt ve kalem yetmiyor 
Beni susturmaya.  
Gökten yağmur yağarcasına  
Kalemimden nefret yağıyor.  
Kalemim nefret siyahı yazıyor.  
Kalemi tutan ellerim 
Kan kokuyor

VAHİT CAN YILMAZ




***




YALIN BİR YALNIZLIK

Sensizlik yağıyordu hayatıma, boşluğumu dolduruyordu. Damlalar haykırıyordu, beni haykırıyordu, suçluluğumu... Acınası olduğumu...

Yalnızlık yağıyordu hayatıma, kaderimi dolduruyordu. Söyleyecek sözler yoktu. Doğrularımız bizi ikna etmiyordu.

Bırakmıştı yakamızı inanç, kendimize olan inancımız bitmişti. Bu sondu, sonu yaşıyorduk. Susuyordum, sevmiyor oluyordum.

Susuyordum, umursamaz oluyordum. Haykırdım sonuna kadar sonu olmayan ilişkimizin derinliklerine, imkansızı mı sevmiştik? O mu bizi kobay olarak kullanmıştı anlayamadık.

Aslında yalnızlığın geri dönüşü ve beni tekrar bulmasına şaşırmamıştım doğrusu. Saklambaç oynuyorduk çok bariz.

Ben onu buluyordum ki o zaten hep benim bıraktıgım yerde kalıyordu. Ama onun beni bulması zaman alıyordu ve eskisinden de yıpranmış bir şekilde... Ne yazık ki herkesin kendisini düşündüğü şu sıralar yalnızlık herşeye rağmen iyi mi geliyordu?

Ya da daha mı kötüleşiyordu? Artık ya şizofren oluyordum ya da dibine kadar yalnızlık dedikleri bu olsa gerekti.
Şimdi benim için sığ suda çırpınan bir balık gibisin, seni kurtarmalımıyım? Belki de seni benim çırpınışlarımı izler gibi izlerim ve keşke hayatımın seninle geçen kısmı için şunu diyebilsem: 

'Bunlar Montaj'

EZGİ ELMALI

***
ERDEM TOKER

4 yorum:

yusufener dedi ki...

öncelikle Vahidim :) Maşallah kardeşim,çok iyi bir uyum var dizeler ve kelimeler arasında ;) devamlılığını diliyorum hacı :) Selametle...

Ezgi,iyisin dedim,dediğimin ötesindesin bilesin :) Ve eğer katılıma devam edersen,diğer dediklerimin de olacağını göreceksin :D Selametle...

Ve Erdem kardeş,çizim ve ayrıntıları düşünme yeteneği müthiş (naçizane) :D Ben de hep 'bu işaretler kuş mu?' diye düşünürdüm eskiden :) Selametle...

Lavinya Öz. dedi ki...

VAHİT:
"Bıraktığın ceset kan kokuyor.
Ellerim kan kokuyor.
Kağıt ve kalem yetmiyor
Beni susturmaya.
Gökten yağmur yağarcasına
Kalemimden nefret yağıyor.
Kalemim nefret siyahı yazıyor.
Kalemi tutan ellerim
Kan kokuyor"

Güzel vurgu, kalemine sağlık!

EZGİ:
Sade ve okunası bir dilde yazıyorsun, dediğim gibi "ben şekersiz süt severim" :)

"Şimdi benim için sığ suda çırpınan bir balık gibisin, seni kurtarmalı mıyım? Belki de seni benim çırpınışlarımı izler gibi izlerim ve keşke hayatımın seninle geçen kısmı için şunu diyebilsem:

'Bunlar Montaj'

Buradan çok etkilendim!
Kalemine kuvvet ;)

Ezgi dedi ki...

lavınya abla dedigim gibi benim süslü sözlerim yoktur yalın sade insallah bunların devamı gelir tesekkurler..

Lavinya Öz. dedi ki...

İnşallah! :)